Yazar

Jale Sayar

Browsing

Evren çaba sarfetmemizi istemez. Evren sadece fark etmemizi bekler. Gereksiz farkındalıkla çaba içinde olan zihin berrak,saf farkındalık içinde olamaz. Hayatımızın içinde ki belalar,hastalıklarla savaşamayız. Olaylar arkasında ki nedeni fark edebilmek zihnin farkındalığı ile olur. Evrende ki akışa uyum sağlamak ve bunu zorlanmadan farkındalıkla yapabilmek an da kalmanın anahtarıdır. İyi olaylarda,kötü olaylarda hayatımıza bir akış içinde girer.Kadersel oluşumdur bu akış. Gelen ile kavga etmek,hayatımızda düzelmeyi sağlamaz.Acıyı dindirmez. Fakat bu kavganın aksine,uyum içinde farkında olmak kader yazılımının içinde ki döngüyü değiştirir. Bu uyum benim için dua’dır. Her an,her sonuç bizler için var. Su gibi uyum içinde akabilmek,doğa ile bütün olmak olmamız gereken hal durumu. Elimizden geleni yaptıktan sonra kabul etmek ve o an’da kalabilmek. Peki nedir An’da kalmak? An’da kalmak zihin,beden ve ruh bütünlüğüdür. Akışta olabilmek için an’da kalabilmek gerekir. An’da kalırken zihin beden ile uyum içinde olmalı,olmalı ki fark edebilmeliyiz. Farkındalık arttığı an an’da kalabilir,yaptığımız işin enerjisini yükseltebiliriz. Sadece yaptığımız işe…

Günümüzde tüm ağızlar aynı şeyi söylüyor; anda kal,akıştayım,an önemli, an da kalma yolları,akışa bıraktım falan filan derken bazen hay senin akışına dediğimiz olaylar içinde olabiliyoruz.Çünkü çoğumuz akışta olmak ile akışta kalmak arasında ki ince fakat derin farkı,anlamı bilmiyoruz. Ruhsal ve bedensel bütünlük içinde uyanıştaki koca adım akışta olmak ile akışa bırakmak eylemi arasında ki farkı fark etmesidir. İnsanlık için küçük bir adım görünsede ruhsal uyanışınız için büyük bir adımdır.Büyük bir adım olmasının nedeni bu iki eylem tam anlaşılmadığı için bazı bireylerde aşırı bencilliğe,tepkisizliğe robot bir yaşantıya yol açmasıdır.”Ben” olmak unutmayın “biz” olmaktan geçer. Nedir peki fark? Basit ve anlaşılır şekilde açıklamaya çalışacağım. Akışta olmak; olduğunuz halde olmak,olanı görmek,hissetmek ve durumların sonuçlarını içselleştirmeden yani üstüne alınmadan fark etmek.Karşılaştığın sorununun sonucunu ,bu sonucun nedenını fark etmek,sonucu görmek ve bundan alınacak dersi alıp,edindiğin tecrübeni en kıymetli köşene koyup devam etmek. Eskilerin deyimi “dersini almak” .Konunun sende yarattığı hisse takılıp kalmak değil, o konunun…

Kedi sevmek sadece kedi severlerin anlayacağı bir cümledir. Kedilerin gizemli dünyasına girmiş kişiler kedisiz eve ev demezler. Ve genelde bir kedi alanlar muhakkak ikinci gizemli dostu hayatlarına ortak ederler. Bizim evin de kedi hikayesi pandemiden bir ay önce başladı. Çok minnoş bir yavru ile başladık.Kocaman baykuş gözleri ile bizi bizden aldı. Onula geçirdiğimiz 6 ay dan sonra ikinci bir yavruya hazır hissettim evin ruh halini,hata dinamikleri güzel dengeleyeceğine bile emin olarak,yeni baykuş gözümü instegramda gördüm ve bizim olmalı dedim. Ve koşarak gidip aldık,ailemizde ki eksik üye tamamlanmış oldu.Koskocaman bir aile olmuştuk artık. Bir maşallahınızı alırım… Sevgiyle kalın🙏

BAŞLANGIÇ Nasıl Mutlu oldum sayfamı görünce. İnternette ki ilgisiz becerim yuzunden sayfadan yazmaktan soğumuştum. Derken bir uzman ile instegram üstünden tanıştım ,nasıl güven verdi,ismine uygun biri dedim. Sonra o da beni biraz ağırdam alınca zannettim ki gene aynısı oldu,güvendin saygı duydun ve gene beceremedin Jale! Sonra ona da yüklendim ve dediğim laflardan sonra sayfaya bakmak bile istemedim, hatta şifremi unuttum . Fakat bu saatte beni nasıl sade be güzel bir sayfa karşıladı. İçim sıcacık oldu. Teşekkür ederim sayfa yöneticime ve de okuyan olursa kesinlikle tavsiye ediyorum,bilginize😍 Bu güzel sayfa sayesinde tekrar kalem tutmak istedi yüreğim. Uzun yıllardır online günlük tutmak istedim Aslında adımı gizli tutarak başlamam daha özgürleştiridi beni fakat ismimle de kalmak da istedim. Artık her haftamı ,belki günümü yazacağım. Biraz kızlarıma, biraz oğluma mektuplar gibi olacak. Benden bir hatıra,benim gözümden dünyam,benim gözümden günüm kimine belki ışık olur kimine yoldaş… Bugünden başladım. Ne yaptım bugün? Aile günü. Ne hissettik…

Blog sayfamı yaklaşık 4 sene öce açmıştım. Tüm yazıklarım bir hata yüzünden silindi. Bir müddet bu olay yazma isteğimi içimden aldı. Bir gece tekrar yazma isteği geldı içime. Fakat bu sefer konu sıkıntısı yaşadım. 4 sene önce ki yazdıklarımı tekrar yazmak istemedim. Sanki ilgimi de çekmez olmuştu. O zaman bir günlük gibi hayatımın içinden yazmaya karar verdim. Kimse okumasa bile benden şu dünyaya bir hatıra kalsın dedim. Evet artık bu blog da günlük de yazacağım. Tüm düşüncelerimi, yaşantımı şeffaf bir şekilde paylaşacağım… Gezegende soyut olan beni yazı ile somutlaştırmış olacağım. Siz de günlük tuttun. Nasıl yazdığınızın hiç önemi yok. Önemli olan o an da hissetiğiniz duygular. Canım dedem de hep derdi kızım günlük yazın,tarihe not bırakın…

Evet,çocuklarım büyüdü… Rahat dönemler hatta en rahat dönemler başlamıştı. Büyük kızım dördüncü sınıf,küçük oğlum beş yaşına basmıştı sürpriz bebeği doğurduğumda. Sürpriz diyorum çünkü hiç hamile kalmamam gereken bir dönemde hamile kalmıştım. Bir şok yaşamıştım fakat bu şok sevinmeme engel değildi. Doğurmaya karar vermiştim ve yoluma  üç can ile devam etme niyetine girmiştim. Hamile kalma döneminde komik bir anımda mevcut sizinle paylaşmak istediğim. Bankog tatiline gitmiştik çok sevdiğim bir arkadaş grubumla. Tapınaklardan birini gezerken bir heykel vardı. Kendisi rahmi simgeliyormuş, dokunan kişi hemen hamile kalıyormuş.Dünyanın her yerinden hamile kalabilmek için oraya gidenler de varmış. Bunu duyan arkadaşım asla önünden bile geçmem 2 çocuk bana yeter de artar bile dedi. Bende hiç inanmayarak espiri olsun diye sarılarak poz verdim.Güldük geçtik. Fakat tam geçememişim ki ordan hemen döndüğümde hamile olduğumu öğrendik. Gel de ruhani adetlere inanma! Birebir yaşadığım gerçek bir olaydır bu hikaye. Sonuç artık hamileydim. Devam edecektim. O dönem çocuklar büyüdüğü ve…

Yıllar geçti,bir daha asla dediğiniz her gün unutuldu ve tekrar anne olmaya karar verdiniz, ya da siz karar vermeden hediye kendiliğinden supriz geldi. Tabi ki durumlar şimdi farklı. Hem hamilelik, hem de evde haliz hazırda bir çocuk ya da bebek var. İkinci bir Şok dalgası. Sizlerin hikayesi nasıl tam bilemiyorum fakat benimkini size anlatmak için sabırsızlanıyorum. Benim ikinci bebek planlı isteyerek oldu. Kızım üç yaşına girince ikinciyi denemeye başladık. İlk kızım olduğu için ve ailemizde hep kız olduğu için ne yalan söyleyim ikinci bebek de farklı cins olunca yani erkek ben çok sevindim. Eşim çok tepkisini belli etmedi çünkü ilk bebek de o kadar erkek istedi ki ve sonra kızı olunca ona olan aşkı cinsiyet konusunda yaptığı ayrımcılık yüzünden utanç ve suçluluk hissetti. Bu duygular içinde olması da beni çok sevindırdi. Evlat evlattır ayrım olmaz. Kız evlatta nimettir, uğurdur en kıymetli emanettir. İsteyerek hamile kaldım demiştim.Kolay bir hamilelik geçirdim. İlki…

Eşim yani yeni baba askerden geldikten sonra günler daha değişik geçti…. Evde bir erkek olması evin öğrenci modundan çıkmasına neden oldu. Minnoş bir aile olduk. Ev düzenimiz aynı devam etti. Babamız düzen bozmadı. Baba gelmeden önce kendim bulduğum bir yöntemle uyku düzenine alıştırmıştım. Kızım doğduğunda akıllı telefonlar yoktu,internet o kadar da el altında değildi. O zamanlar kitaplar hala kullanılıyordu. Uyku düzenini ayrı bir başlıkta kolayca anlatacağım. Günler genç anne baba olarak geçiyordu. Lohusalık günleri oldukça geride kalmıştı artık. Kendinden emin olduğunu zanneden fakat bir o kadar acemi bir ben vardı baş rolde. Sizlere kısaca ilk bebeğimde ki lohusalık tecrübelerimi anlattım. Kısa yazdım çünkü artık hepimiz kısa ve hap bilgileri okumak,duymak istiyoruz. Neler anlatmaya çalıştıö; 1.Kendinize güvenin. 2.Sağlığınıza dikkat edin ve korkunuzdan kaçmayın. 3.Lohusalık depresyonu yaşıyorsanız bundan kesinlikle utanmayın. Bu hepimizin yüzleştiği çözümü olan bir duygu hali. 4.Lohusa evinde düzen çok önemlıdir.Özellikle anne genç ve acemi ise bu önem daha da…