Lohusalık günlüğünü yazmaya karar vermemde ki en önemli sebep yaşadığım tecrübeleri modern bir anne olarak harmanlayıp yeni annelerimizle ve anne adaylarımızla paylaşmak.

Bu konu hakkında ilk yazı benim değil elbette sonuncusu da benimkiler olmayacak.

Farkı nedir diyecek olursanız ,farkı benim hikayem olması.

Herkesin hikayesi kendisine özel ve her hikayeden öğrenilecek nokta bambaşkadır.

Ben üç çocuk annesi olarak üç ayrı doğum sonrası yaşadım ve üç ayrı hamilelik ve üç ayrı bambaşka tecrübe.

Üçü de birbirinden farklıydı.

Elbette üçüncü en rahat olanıydı.

Ben size ilkinden anlatmaya başlayacağım.En tecrübesiz ve en geç olduğum zamanlardan.

Başlayalım o zaman.

2003 yılında anne oldum.

24 yaşındaydım.

Yaşıma göre de oldukça tecrübesizdim.

Bildiğim tek şey yiğenlerimle yaşadıklarımdı.

Onlara baktığım zamanlarda olayı çözdüğümü zannetmemin ne kadar yanlış olduğunu kucağıma kızımı verdiklerinde anladım.

Aman Allah’ım ben ne yaptım dediğim an 19 Şubat 03 tarihidir.

Hayatımın dönüm noktası ve yeni bir perdenin açıldığı gündür.

Elbette o an da bunu bunun bir perde açılışı değil de kapanış olarak düşünüyordum.

Diğer okuduğum annelerin hikayesinin aksine inanılmaz korku içindeydim.

Mutluluk ve annelik duyguları o ara o anlar yanıma bile uğramamıştı.

Kendimi bir başka alemde saldırıya uğramış olarak hissediyordum.

Sezeryan olmuştum.

Öyle uygun görülmüştü.

Doktor başka bir yol önermemiş normal doğumun konusunu bile etmemişti.

Anane ve Babaannemizin de doğum hikayeleri oldukça iç karartıcı olduğu için de zaten normal olan o doğum otomatik olarak bana anormal göründü.

Kısacası sezeryan oldum. Genel anestezi aldım.

Korkunç bir ağrı ile uyandım.

Gözümü bile açmak istemiyordum.

Herkesin sesini duyuyordum fakat gözümü açmak istemiyordum.

Kimse beni sormuyordu.

Kimse benimle ilgilenmiyordu.

Söylenen tek şey uyanmam ve bebeği besleme vaktimin gelmiş olmasıydı.

Tanrım bir rüyada mıydım ? Kabus dolu.

Tüm ailem,sevdiğim değerli arkadaşlarım vardı yanımda.

Fakat asıl olması gereken kişi yoktu.

Ve o yaşta bir genç annenin o anda ihtiyacı olan tek kişi o gibi geliyordu o zamanlar bana.

O kişi Babamızdı.

Yani o güne kadar sevgilim fakat şimdiden sonra baba adında ki kişi.

Yoktu yanımda çünkü askerdeydi.

İzin almayıp erken bitirme niyetinde olduğu için gelememişti.

Gelirsem geri dönemem demişti.Herkes kendini düşünür demek.O da kaçmayı tercih etmişti.

Kaçmıştı ama gene de varlığı, sesi, desteği yanımdaydı.

Ve, bir tek o bana nasılsın, ağrın var mı dayan lütfen demişti.

Elbette onun sesini duyan lohusa anne ben hüngür sümük ağlamıştım.

Arkdaşımı istemişti telefonda ve ona sormuştu nasıl ne zaman geçecek ağrısı.

Şaşkın asker babacık.

Çünkü babalık nedir bilmiyordu daha.

Babalık annelik gibi değil.

Kucağına verilmeden,bir şeyler paylaşmadan anlayamıyorsun.

Hamileliğimde de yoktu sayılır zaten.

Ona baba oldun demişler.

Bir odaya gitmiş,ve bir şeyler hissetmeye çalışmış.

Fakat bir duygu gelmemiş o an.

Düşündüğü tek şey elbette ben olmuşum. Çünkü tanıdığı sevdiği kişi bendim yani o güne kadar öyleydi.

O zamanlar akıllı telefonlar da yok.

Ressim de göderilemiyor.

Bana ellerini sordu bebeğın.Kime benziyor diye.

Ağzı nasıl , burnu nasıl.

O bizim mi şimdi?

Evet bizim.

Fakat ”Biz” olmayı zamanla öğreneceğiz demek isterdim o zamanlar.Bu olgunlukta olabilseydim derdim.

Kısacası ben genç,acemi,bir evin ilk torunu bir evin üçüncü torunu.

Bir evin büyük çocuğu diğer evinde küçük çocuğu olarak yeni bir anneciktim.

Ve sonunda gözümü asker eşimin telefonu ile açtıktan sonra bebeğimi kucağıma verdiler.

Ben şok.

Bebek şok.

Ben ağrılı.

Bebek aç.

Ben emzirmek isterim.

O emmek istemez(Bİngo)

Göğsüm haddinden fazla büyük.

Bebek ise çok minnoş.

Muhtemelen korktu benden.Ne desem ki şimdi düşününce öyle geliyor.

Fakat o zaman diliminde bu şekilde bir olgunluk hali içinde olmadığım için kendimi beceriksiz hissetmeye ve suçlamaya ı dakikada başlamıştım.

Daha önce duyduklarım ve anlatılanların tam tersi bir durum içindeydim.

Yaparsın,yapamazsın ,dene ,pes etme cümle baskıları içinde akşamı ettik.

Gelen giden misafirler de çekildi.

Kaldık başbaşa 2 anne ve ben.

Anneler konusunda oldukça şanslıydım.

İkisi de yardım etmek için yanımdaydı.

Benim annemin üçüncü torunu olduğu için ve ablamlardan dolayı eğitildiğinden daha bilgili sayılabilirdi.

Bir de yapı olarak düzenli ve otoriter yapısının olması da sanki bir Alman öğretmen edasıyla yaklaşıyordu.

Ablamlara yaptığı yardımdan daha fazlası bana verilecekti çünkü ben de benim evimin ufak bebeğiydim.

Eşimin annesi o da çok mutlu pervane fakat daha acemiydi.

Onun ilk torunu ve ben geliniydim.

Oğlu yanımızda yoktu.

Bu durum kesinlikle bir sıkıntı doğuracaktı bu lohusalık sürecinde.

Bu konuları ayrıca yazacağım.Derin mevzular.

Dediğim gibi hastanede kaldık tek başımıza.

Söylemesi ayıp hastane sevgili asker eşimindi.

Bir nevi ev ortamı edasındaydık.Onların ailesi hastaneyi ev olarak görüyordu çünkü.

Akşam Kayınpederimizde bize katıldı.

Doğumda çok ağlamış.Sonradan öğrendim.Annemle karşılıklı ağlamışlar.Gururum okşandı elbette.

Bebek üçünün kucağında ve benim emzirme çabalarım içinde geceyi geçirdik.

İsmini de dedesi koydu kızımın.

İsme bile karar verememiştik yani o kadar olayın ciddiyetinin farkında değilmişiz şimdi anlayabiliyorum.

İlk gece şaşkınlık ve ağrı içinde bitti.

İLK GECE DE NELER ÖĞRENDİK;

1.Doğum sürecinizi önceden planlamanız sizin için uygun olacaktır.

2.Sezeryan mı normal doğum mu derseniz.Normal doğum konusunda çalışın duruma göre zaten yönledirme olacaktır hamilelik sürecinizde.

3.Doğumda genel anestezi benim sevdiğim bir durum olmadı.Tavsiye etmiyorum benim tecrübem bu yönde fakat sizin ki farklı olabilir.

4.İlk gün,ilk anlar korkmanız son derece doğal.O annelik duygusu hemen gelmeyebilir çünkü panik halindesiniz. Acayip anaç duygular içinde de olabilirsiniz, o da çok normal.hangi şekilde hissederseniz hissedin siz mükemmel bir iş çıkardınız.Canınızdan can çıktı ve inşallah beraber uzunca bir hayat paylaşacaksınız.

5.Bebek emme sorunu yaşayabilir.Sütünüz olmasına rağmen.

Bunun için panik olmayın.Sakin olun.Yanınızda göğüs ucu apartlarından bulundurun.Süt sağma makineniz hazır olsun.Yanınızda temiz bir kaşık da olsun.belki kaşıkla beslersiniz hemen biberona alışmaması için.

6.Yanınızda size yardım edecek birileri olsun.İster eşiniz ister ailenizden birisi isterseniz de profesyonel bir doğum bakım koçu.Gece yanınızda birisi olsun.

7.Eşiniz yok ise haklısınız üzücü fakat yanınızda artık gerçek prens veya prenses var .Ve bu sizin sarayınız.

8.Bu muhteşem anları ölümsüzleştirmek için fotoraf çekimi yardımı alın.Doğum anın da saati çekmeyi unutmasın.

9.Çantanız bir ay önceden hazır olsun.İçinde yeterli gecelik,emzirme sütyeni,çamaşır,giyilebilen bez(sizin için),makyaj malzemeniz,tarağınız,diş fırçanız,tokalarınız olsun.Bebek içinde yeterli tulum,bez,omuz bezi,önlük,eldiven,emzirme pedi ve göğüs ucu,pompa,kaşık,mama,süt yapıcı çaylar,emzik,emzik tutacağı,alt değiştirme örtüsü,yan yatması için özel yastık,kırmızı ve sarı tülbent,nazarlık ve altın takma yastığınız hazır olsun.

9.İlk gece; birbirinize kavuşma ve tanışma geceniz.Bunun keyfini çıkartmaya bakın.Hepsi, tüm ağrılar,uykusuzluklar, acemilikler geçecek merak etmeyin.An da kalın sadece ve yapmanız gerekenleri sakince yapın.

Takipte Kalın

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir