Öne çıkan

Jale Sayar

Jale Sayar

Jale Sayar, 1978 doğumlu 3 çocuk annesi evli bir hanımdır.

Yeditepe üniversitesi uluslararası ilişkiler ve siyasal bilim mezunudur.

Çok erken yaşta evlendiği için iş hayatında profesyonel anlamda olamamıştır.

Profesyonel anlamda sadece özel bir hastanede 5 yıl genel müdürlük yapmıştır.

Üçüncü çocuğunu doğurduktan sonra hep istediği kişisel gelişim eğitimlerine gitmeye başlayıp,yaşam koçluğu,öğrenci koçluğu,NLP eğitimci eğitimlerini tamamlarken yoga ile tanışmış ve bu tanışmayı 2012 yılında eğitimlere başlayıp 2014 yılında da resmi yoga eğitmeni olmuştur.

Çocuk Gelişimi ikinci üniversite bölümünde okumaktadır.

Bu eğitim ve araştırmalarını ilk önce kendi içinde harmanlamaya çalıştığı için diğer yeni hocalar gibi hemen özel derslere başlamamıştır.

Bu zaman diliminde tasavvufla karşılaşıp, tasavvuf bilinci ve yogayı kendi içinde harmanlayıp gerçek hayatına uyarlamaya çalışan bir annedir.

Jale Sayar bir kadın,bir anne,bir eş ve kendi yolculuğunda hikayeler biriktiren bir nefestir.

Bu ruh yazmayı,paylaşmayı görünenin arkasındakini görmeyi kendine ışık edinmiş amatör bir yazardır.

Ve bunu okuyan siz onun dünyasına hoş geldiniz…

Günlük…

Blog sayfamı yaklaşık 4 sene öce açmıştım.

Tüm yazıklarım bir hata yüzünden silindi.

Bir müddet bu olay yazma isteğimi içimden aldı.

Bir gece tekrar yazma isteği geldı içime.

Fakat bu sefer konu sıkıntısı yaşadım.

4 sene önce ki yazdıklarımı tekrar yazmak istemedim.

Sanki ilgimi de çekmez olmuştu.

O zaman bir günlük gibi hayatımın içinden yazmaya karar verdim.

Kimse okumasa bile benden şu dünyaya bir hatıra kalsın dedim.

Evet artık bu blog da günlük de yazacağım.

Tüm düşüncelerimi, yaşantımı şeffaf bir şekilde paylaşacağım…

Gezegende soyut olan beni yazı ile somutlaştırmış olacağım.

Siz de günlük tuttun.

Nasıl yazdığınızın hiç önemi yok.

Önemli olan o an da hissetiğiniz duygular.

Canım dedem de hep derdi kızım günlük yazın,tarihe not bırakın…

Üçüncü Bebek ve Lohusalık….

Evet,çocuklarım büyüdü…

Rahat dönemler hatta en rahat dönemler başlamıştı.

Büyük kızım dördüncü sınıf,küçük oğlum beş yaşına basmıştı sürpriz bebeği doğurduğumda.

Sürpriz diyorum çünkü hiç hamile kalmamam gereken bir dönemde hamile kalmıştım.

Bir şok yaşamıştım fakat bu şok sevinmeme engel değildi.

Doğurmaya karar vermiştim ve yoluma  üç can ile devam etme niyetine girmiştim.

Hamile kalma döneminde komik bir anımda mevcut sizinle paylaşmak istediğim.

Bankog tatiline gitmiştik çok sevdiğim bir arkadaş grubumla.

Tapınaklardan birini gezerken bir heykel vardı.

Kendisi rahmi simgeliyormuş, dokunan kişi hemen hamile kalıyormuş.Dünyanın her yerinden hamile kalabilmek için oraya gidenler de varmış.

Bunu duyan arkadaşım asla önünden bile geçmem 2 çocuk bana yeter de artar bile dedi.

Bende hiç inanmayarak espiri olsun diye sarılarak poz verdim.Güldük geçtik.

Fakat tam geçememişim ki ordan hemen döndüğümde hamile olduğumu öğrendik.

Gel de ruhani adetlere inanma!

Birebir yaşadığım gerçek bir olaydır bu hikaye.

Sonuç artık hamileydim.

Devam edecektim.

O dönem çocuklar büyüdüğü ve tam zamanlı okula gittikleri için ben de çalışmaya başlamıştım.

Doğum yaza denk gelecekti.

İlk kez yaz doğumu yapacaktım.

Diğer iki çocuğum Şubat ayında doğmuştu.

Bu ise yaza denk gelecekti.

Bulunduğum şehir de de yaz demek çöl demekti.

Fakat hiç korktuğum gibi omadı.

Çok rahat bir hamilelik geçirmeye başlamıştım.

Biraz kilolu başlamıştım.

O neden midir nedir sadece 9 kilo aldım.

Çok güzelleştim.

Sadece karnım kibar şekilde büyüyordu.

Enerjim yerindeydi.

Vee kızım olacaktı.

Buraya kadar okuyan oğlum olacak zannedebilir ama hayır…

Bunu neden yazdım,daha önceki yazılarımda bahsetmiştim.

He hamilelik kendine özel.Kız erkek ayrımı aslında biraz hikaye…

Kendinizi bu tarz konulara şartlamayın ve hamileliğinizin keyfini sürün.

Neyse konumuz lohusalık hamilelik değil.

Güzel geçen 9 ay sonunda doktorumun da uygun  görmesi ile yaklaşık 39. haftada bebeği sezeryan ile aldık kucağıma.

Doğuma girerken  bu sefer korku yaşamıştım nedense…

Çok şükür bir sorun olmadı fakat narkoz doktorum elimde olmayan nedenlerden değişmişti ve gerçekten kötü bir deneyim yaşattı bana.

Epidural olmayı seçmiştim bir önceki harika deneyimden dolayı.

Fakat o deneyim başta Allah sonra narkoz doktorum sayesinde olmuş onu üçüncü doğumda anladım.

Yirmi dört saatte yakın ayaklarımı hissetmedim ve oynatamadım.

Bu yüzden yürüyemedim.

Ve bu nedenle inanılmaz şişlik yaşadım.

Neyse ki ertesi güne ayaklarım rahatladı bebeğe dikkatimi verebildim.

Doğumda büyük kızım yaz okulundaydı, ortanca oğlum yanımdaydı ve bana çok yardımcı olmuştu.

Hiç kıskançlık yaşamadı,aksine çok sevinmişti.

Odama gelir gelmez canım oğlum elimi tutup nasıl olduğumu sormuştu.

^^Annecim,canın acıyor mu?^^

Canım oğlum..

Hastane odası çok keyifliydi.

Bu sefer fotorafçı ayarlamıştım.

Odayı çok güzel süslemiştim.

Herkes mutlu, İtalyan ailesi havamız vardı.

Ev de organizasyon tamamdı.

Düşünmem gereken beni korkutacak hiç bir şey yoktu.

Bu huzurla eve döndüm.

Gece yanımda eşim kaldı anneleri yormadım bu sefer.

Hatta tahmin edin bir hafta sonta hepsi evlerine döndü.

Ben bebeğim,oğlum, ve yaz okulundan dönen kızımla harika lohusalık günlerim başladı.

Evde ev işlerine yardım eden çok sevdiğimiz ablamız ev ile ben de bebek ile ilgileniyordum.

Site ortamında oturduğumuz için diğer çocuklar sıkılmıyordu.

Bebekle tek ben ilgilenince ev de bir sürü de karışan ses olmayınca çok uslu bir bebek oldu.

Evin doğal sesinde uyuyan.

Sadece acıktığında müzik gibi ses çıkaran, biblo kızım beni hiç yormayan bir lohusalık yaşattı.

4 Ağutos da doğum olmuştu.

Zaman aktı eylül oldu, çocuklar okula başladı…

Ve düzen  oturdu…

Kısacası,

Tecrübe,

Güven,

Rahatlık,

Sonucunda aslında bu işin hiç de zor olmadığını bizzat kendim yaşamış görmüş oldum…

İkinci Bebek ile Lohusalık Günlüğü…

Yıllar geçti,bir daha asla dediğiniz her gün unutuldu ve tekrar anne olmaya karar verdiniz, ya da siz karar vermeden hediye kendiliğinden supriz geldi.

Tabi ki durumlar şimdi farklı.

Hem hamilelik, hem de evde haliz hazırda bir çocuk ya da bebek var.

İkinci bir Şok dalgası.

Sizlerin hikayesi nasıl tam bilemiyorum fakat benimkini size anlatmak için sabırsızlanıyorum.

Benim ikinci bebek planlı isteyerek oldu.

Kızım üç yaşına girince ikinciyi denemeye başladık.

İlk kızım olduğu için ve ailemizde hep kız olduğu için ne yalan söyleyim ikinci bebek de farklı cins olunca yani erkek ben çok sevindim.

Eşim çok tepkisini belli etmedi çünkü ilk bebek de o kadar erkek istedi ki ve sonra kızı olunca ona olan aşkı cinsiyet konusunda yaptığı ayrımcılık yüzünden utanç ve suçluluk hissetti.

Bu duygular içinde olması da beni çok sevindırdi.

Evlat evlattır ayrım olmaz. Kız evlatta nimettir, uğurdur en kıymetli emanettir.

İsteyerek hamile kaldım demiştim.Kolay bir hamilelik geçirdim.

İlki gibi şişme yaşamadım.

Az kilo aldım sayılır.

Herkes erkek bebek diye böyle oldu zannetti fakat üçüncü bebekde anlayacaktım ki tamamen her hamilelik kendine özel, kız erkek ayrımından değil.

Hem karnım büyüyor hem de evde ki küçük özel prenses.

Babasının aşkı, her anı fotoraflanan albümleri dolup taşan evin ilk bebeği.

Bu kadar cümleden anlaşılacağı gibi hamilelik sürecini onunla paylaştıktan sonra kolay zamanlar gelmedi ikimiz içinde.

Elbette kesinlikle istemedi.

Karnıma sevgi hiç göstermedi. Hatta su dökmeler, ayaklarını koklatmalar gibi atraksiyonlarla kardeşi ile iletişime geçti.

İkinci hamilelikte doktorumu değitirdim.

Bir önceki doktorumda çok iyi biriydi fakat  sezeryan izimin sevimsizliği yüzünden bu kararı verdim ve kız kardeşlerimin doktorunu seçtim.

Kendisi o zamanlar devlet hastanesinde çalışıyordu.

Gerçekten sezeryanda harika bir doktordu.Yaptığı sezeryanlar yok izliydi yoktu resmen.

Benimki defolu olunca mümkün olduğunca düzeltme yaptı fakat ilk el gibi olamadı tabii.Kesik yeri yukarıda oysa bu doktorumuzun kesik yerleri o kadar aşağıda ki ne göbek kat izi ne de görsel rahatsızlık veriyor.

Sezeryan  yapacaksınız bu konuyu muhakkak önceden doktorunuzla konuşun.

İkinci değişiklik genel sezeryanı seçmem ile oldu. Sipinal epidüral tercih ettim. Harika bir narkoz doktorumla harika bir doğum deneyimledim.

Bebeğin çıkışı,paylaşım hepsi çok keyifliydi.

Eşim giremedi korktu onun yerine ablam girdi benimle doğuma.

Şimdi ki aklım olsa onu zorlardım.

Fakat bunu siz yaparken iyice konuşun çünkü bazı eşler bu süreci sansürsüz izlediği zaman eşine karşı hislerinde değişme olabiliyormuş.

Herkes ameliyat izlemede, doğum izlemede ayni tepkiyi vermeyebilir.

Doğum kolay oldu.

Annem gece yanımda kaldı.

Gece annemin kalması yerine hemşire tercih edebilirdim.Düşünemedim.Annemi yoruyor olmak beni zaten stresli olduğum bir durumda tekrar stres kat sayımı artırıyordu.Benim ikinci fakat annemim torun olarak dördüncü ardarda lohusa gecesiydi.Yorulmuş olması gayet normaldi.

Burada plansız konu kızım olmuştu.Yiğenlerim su çiçeği kapmıştı onun için onlarda kalamadı.

Kayınvalidem şehir dışındaydı.Kızımı bırakacak yer sıkıntısı vardı.Bir arkadaşım biz de kalabilir diyince arkadaşının evi olduğu için tamam dedik,mutlu olsun diye.

Ben hastanedeyken okul aradı kızımın ateşlendiğini haber verdi.Ayrıca beni istediğini fakat benim doğumda olduğumu bildiğini söylemiş.

Oysa biz söylememiştik.

Güya sakladık.

Hatta etmişiz.

Onunla konuşmamız lazımmış.

Siz öyle yapın,konuşun,rahatlattın,kaygısını aza indirmeye yardımcı olun.

Hastanede neyse ki bir gün kaldık.

Sıfır ağrı ile evime döndüm.

Böyle güzel bir his olamaz.Ağrısız olmak çok iyi gelmişti.

Eve girdiğimizde,oturma odasına bebek ile girdik.

Karşımda kızım bizi görünce ^^kaldırın bunu gözümün önünden dedi ve kendisini benim odama kapattı.Odaya beni sokmadı ve bu odada babası ile kendinin kalacağını belirtti.

Şimdi anlatırken komik geliyor.Fakat o an loğusa hasaslığım ile kızımın durumuna çok üzülmüştüm.

Onun kendisini böyle üzmesi,değersiz hissetmesi minicikken bir günde abla olmuş olması beni ve eşimi çok duygulandırmıştı.

Ama yapacak bir şey yoktu ve loğusa evinde fabrika gibi bir işleyiş devamı vardı.

Anneler gene iş bölümü yaptılar.

Bir yardımcı anne kız vardı evde.

Klasik loğusa evi yoğınluğundan korkup,sorun çıkarmaya başladılar.

Hatta annesi ufak yollu el uzunluğuna bile başlamıştı.

Bu yoğunluk içinde bir de onların sorunu, alınganlıkları derken tam anneler gidecekken onlar da gitmeye karar verdiler.

Kaldım tek başıma.

İkinci bebek ilki kadar zor değil fakat çok daha farklı bir deneyim.

Çünkü ilkinde evde sadece bir bebek varken şimdi ona bir de büyük kardeş ekleniyor.

Ben gene lohusa hislerim ile hayatım bitti bir daha asla normal yaşayamayacağım derken bir melek gibi bebek seven biri yardıma gelmeye başladı.

Ve hayatımız normal akışına yavaş yavaş girmeye,hayat akmaya devam etti.

Her doğum,her bebek yeni bir öğreti yolu demekdir.

Yeni bir can evinizde hayat yoluna adım atıyor.

Onun için tüm yaşananlar kendine özeldir.

Bunu yapmalı,şunu etmeli cümleleri içinde kaybolmayın.

Elbette araştırın,okuyun,sorun fakat kendinizi zorlamayın, öğrendikleriniz ile durumunuz arasında güzel bir uyum yakalayın ve akışta kalın.

Benim ilk bebekde internet ve akıllı telefon yoktu.

Fakat ikinci bebekde başladı.

En büyük hatam albümler yaratmayı atlamış olmam oldu.Bunu siz atlamayın.

Çektikçe hemen print ettirin.Sonraya kalınca o yoğunlukta akıp gidiyor zaman.

Büyük çocuğunuz ile iletişiminizi bozmayın, onu görmezden gelmeyin ve ona abi oldun abla oldun dayatmalarını sakın yapmayın. Unutmayın onu seçimi değil bu durum.

Doktorunuzdan memnunsanız muhakkak devam edin fakat ilk hamilelik ve sezeryan ya da normal doğum deneyimlerinizi artı eksi düşünün ona göre karar verin.

Çocuk doktorunuz sizin bu süreçte en yakın dostunuz olacak.Ona göre iyi bir seçim yapın ve sabit bir doktor ile devam edin.

Hayat,bebek,ev düzen sever.

Düzeninizi size uygun bir şekilde oluşturun.

Acil durumlarda panik olmayın.

Hayat devam edecek ve bu günler geri gelmeyecek onun için kıymetini bilerek yaşayın.

LOUHUSAL İÇİN 10 BASİT ÖNERİ

Eşim yani yeni baba askerden geldikten sonra günler daha değişik geçti….

Evde bir erkek olması evin öğrenci modundan çıkmasına neden oldu.

Minnoş bir aile olduk.

Ev düzenimiz aynı devam etti.

Babamız düzen bozmadı.

Baba gelmeden önce kendim bulduğum bir yöntemle uyku düzenine alıştırmıştım.

Kızım doğduğunda akıllı telefonlar yoktu,internet o kadar da el altında değildi.

O zamanlar kitaplar hala kullanılıyordu.

Uyku düzenini ayrı bir başlıkta kolayca anlatacağım.

Günler genç anne baba olarak geçiyordu.

Lohusalık günleri oldukça geride kalmıştı artık.

Kendinden emin olduğunu zanneden fakat bir o kadar acemi bir ben vardı baş rolde.

Sizlere kısaca ilk bebeğimde ki lohusalık tecrübelerimi anlattım.

Kısa yazdım çünkü artık hepimiz kısa ve hap bilgileri okumak,duymak istiyoruz.

Neler anlatmaya çalıştıö;

1.Kendinize güvenin.

2.Sağlığınıza dikkat edin ve korkunuzdan kaçmayın.

3.Lohusalık depresyonu yaşıyorsanız bundan kesinlikle utanmayın. Bu hepimizin yüzleştiği çözümü olan bir duygu hali.

4.Lohusa evinde düzen çok önemlıdir.Özellikle anne genç ve acemi ise bu önem daha da öne çıkar.

5.Anane ve babaanneler  yardım için hazır ise bu çok güzel. Bu onlar için de belki ilk deneyim olabilir. Bu süreci didişmek , patron benim moduna girerek geçirmeyin.

6.Doğumdan önce ikisi ile planlama için konuşabilirsiniz.

7.Eğer çözümsüz bir ilişkiniz var ise takılmayın siz bebeğinize ve kendinize odaklanın.

8.İmkan var ise doğumda ilk doğanda uzman bir hemşire ile çalışabilirsiniz.

10.Hamilelik boyunca yoga,nefes,mindfulness meditasyon zihninizi rahatlatıp sizi güçlü kılacaktır.

LOHUSALIK GÜNLÜĞÜ 3

Günler olağan bebek bakımı , ev bakımı, loğusa evi misafir ağırlaması olarak devam etmekteydi.

Benim duygusallığım ve şaşkınlığım aynı şekilde devam ederken yavaş yavaş da alışma halindeydim.

Bisiklete binmeyi öğrenmek gibi.

Pedallarla denge bütün olunca sanki bu sürme işini hep biliyormuş gibi akıp gitmek gibiydi kızıma bakmaya başlamak.

Güne başlarken nasıl yapıcam hissi gün içinde pedal ve denge bütünlüğü gibi kendınden gelişiyordu.

Evde bana yardım edecek genç bir kız bulmuştuk.

Çok tatlı bir kızdı, çok d güzel ve güleryüzlü.

Annem artık evden gitmişti.

Fakat bunu da güzel organize etmişti.

hafta başı evine dönüyor işlerini halledip hafta ortasıı geçince geliyordu.

O yokken de kayınvalidem benimle kalıyordu.

Annem gelince bir kahve içip kızımın ne kadar harika olduğunu konuşup görev değişikliği yapıyorlardı.

Bu benim için bir nimetti.

Çünkü tek kalmaktan korkuyordum.Daha o kıvama gelememiştim.

Evde düzen oturmuştu.

Tek eksik kızımın aşırı derecede olan iştahsızlığıydı.

Bu iştahsızlık benim gibi genç bir anne için travma nedeni olmuştu.

Bebek emmiyordu,gelen sütlerim o zamanın cahilliği ile çöpe gidiyordu.

Oysa sütü sağıp özel paketlerde buzlukta saklanabilirmiş.

Yaşımın genç olması,çok yorulmam ve bilinçli beslenmem ile bol sütüm vardı hem de sarı renk doyurucu fakat bu özellik çöp olup gidiyordu.

Ben de koştum mamaya,yok onu da emmedi.

Kaşık ile ağzına minik minik damlatmaya çalıştık,doktor doktor gezdik ve çözüm bulamadık.

Sadece uykusunda azar azar emmiyordu.

Elimizde kağıt milim hesaplaması yapıyırduk.

Tonlarca mama döktük aman dedik bir cc bile önemli yeter ki içsin.

Her ay yapılan kontrollerde yemesinden dolayı çok az ilerleme kaydettik.Ve bir senenin sonunda yaşıtlarından yaklaşık 7 cm bir geri kalmışlıkla bir yaşına girebildik.

Bir yaşından sonra da iştahsızılık devam etti.Nefret etti yemek yemekten.

Ben de o yemedikçe kendimden nefret eder olmuştum.

Şimdi düşünüyorum da ne kadar önemsizmiş.

Boş yere üzülmüşüm ve onu da stres yapmışım.

Onun için anneler yemiyorsa üzülmeyin.Doktor kontrollerini her ay düzenli yaptırın.Bir ilerleme yüzdelik dilim vardır.O dilim kimisinde yüzde elinin üstünde kimisi altındadır.Mesela biz hep yüzde yirmiden çıkamadık uzun süre.Burada ki önemli nokta bu yüzdelik dilimin sabitliği yanı ani inişler ani oynamalar yok ise az veya çok olması bebeğin yapısı ile alakalı oluyor.Genetik faktörler çok önemli.Beslenme ve sporla bu genetik özelliklerin üstüne üç,beş cm dışında koyulabiliyor.Yani çok üzülecek bir şey yok,no Panik,rahat olun,çocuğunuzun sağlık ve bağışıklık sistemine odaklanın gerisi kendiliğinden oluyor ve su yolunu buluyor.

Benim minnoş kızım da dört buçuk yaşında okula yarım gün başlaması ile ve tatlı bir öğretmene düşmesi yardımı ile yavaş yavaş normal yemeğe başladı.İlk zamanlar çok yemek yiyen arkadaşının kulağına nasıl yemek yemeyi seviyorsun benim midem bulanıyor demesi de komik bir anı olarak kaldı.

Şimdi soracaksanız kızım çok güzel minyon bir kız oldu.Sevdiği yemeklerde var fakat hala çok isteyerek her yemeği yemez.

Neyse konuyu çok dağıttım,nerede kalmıştık?

Evde düzen oturmuştu dedik.

Eşim hala yoktu.

anneler evlerine döndü.Bende evde ki yardımcı kızımız ile doktor edasında kızıma bakıyordum.

Annem ve kızkardeşlerimle aramda 40 km mesafe vardı.

Onların da bebekleri vardı.

Büyük ablamla üç yaş,diğeri ile 1 yaş vardı kızımla aralarında.

Dolayısıyla hem bana çok yardımcılardı hem de kızıma harika oyun arkadaşları olmuşlardı.

Bende sık sık yanlarına gidiyordum.Annemde yatıyordum.

Zor oluyordu tabii.Bir ton gereksiz eşya taşıyordum.Ev düzenin olmuyordu.Doğal ve akışta yaşamıyordum hep planlı hareket etmek zorunda olmak beni üzüyordu.

Eve döndüğüm zaman evimi özlemiş oluyordum fakat yalnızlık da çekiyordum.

Yaş da genç olunca hayat sanki daha mı zor oluyor nedir şimdi olsa bunlar beni hiç bağlamazdı.

Anneme gidip gelme eşya taşıma olayını o eve de uygun mama sandalyesi ,bebek yatağı gibi eşyaları alarak biraz rahatlattım.

Kafamda her şeyi eşya ile çözme vardı.Gereksiz çok eşya alırdım.

Bu konuya ayrı başlıkta açıklamalı yazacağım.

Aylar ayları kovaladı,geceleri tekken korktuğum zamanlar oldu.

Hatta korkudan sabahlayıp,sabah ezanında toparlanıp anneme gittiğimi bilirim.Bir gece de o kadar korkuyordum ki gece kimse aranmaz,saat farkını akıl edip Amerika’da ki bir akrabamı arayıp sohbet ettiğimi bilirim.

Derken 6.aya girdik.

En beklenilen ay çünkü asker baba gelecek,kavuşacağız.

Nasıl heyecanlığız.

Yazmayı unuttuğum bir şey vardı.

Kızım benim haliyle çok ağlardı bence açlıktan huzursuzdu fakat bir tanıdığım demişti ki asker bebeği o,babası gelince susacak.

Gerçekten de kızım ağlaması dışında da yabancı erkeklerin de kucağına gitmezdi.

Onun için merak ediyordum babasına nasıl davranacaktı.

Ben istemez diye düşünüyordum.

Karşılamaya hava alanına gittik.

Kızımı süsledik,beklemeye başladık.

Yolcular gelmeye başladı.Kızım gene huzursuz ağlıyor.

O sırada babası geldi.Karşımızda bize doğru yürümeye başlamıştı.

Gözlerinin içi gülüyor ve içinde ki tüm heyecan dışına yansımıştı.

Orada ki genel kalabalıkta asker beklediğimizi anlamış bizlere bakıyordu.

Ve o an gelmişti karşımda eşim kucağımda bebeğimiz.

İnanın bana o ağlayan kız babasının kızım sesini duyup kafasını ona çevirip kucağına gitmek için kollarını kaldırdı.Herkes şok.

Baba ağlar,anne ağlar,akrabalar ağlar,yabancı yolcular ağlar,alkış kopar salonda veee tek ağlamayan kimdi dersiniz?

Tabi ki kızım.

Boynunu omzuna koydu ve elleriyle babasının yüzünü okşamaya başladı.

Ve o unutulmaz an anılarımıza kazındı.

O günden itibaren baba kız ilişkileri hep çok güzel oldu.

Eşim kızımın her türlü sorumluluğunu benimle paylaştı.

Böylece yıllar geçti,geçmeye devam da ediyor ve daha yazacak çok şey yaşanıyor.

Ama bu yazıdaki konumuz yaşanan ilk acemi lohusalıktı.

Diğer Lohusalıklarımı da yazacağım ve şunu net belirtmek isterim ki her biri bir öncekinden kolay geçmişti.

BU BÖLÜMDEN ALINACAK DERSLER

  1. İlk bir sene biraz zor geçebilir.Buna hazırlıklı olun.Hiçbir sıkıntılı zaman sabit kalıcı değildir.Yapmamız gereken yaşadığımız zorlukların içinde güzellikleri bulabilme ve sabırlı olmaktır.
  2. Bebeğinizin iştahı ilk sene zor geçebilir,güzelde geçebilir.Elinizden geldiğince emzirmeye çalışın fakat sizin dışınızda ki nedenlerden dolayı olmuyorsa bunun için kendinizi hırpalayıp üzmeyin.Stres bir annenin en büyük düşmanıdır.Gelen yorumlara takılmayın,sezgilerinize güvenin.
  3. Êvde tek iseniz bununla da barışık olun.Anne olduktan sonra güç sizde.Üstesinden gelemeyeceğniz şey yok.Yeter ki severek yapın.
  4. Bebeklerin anne karnında da olsa sizi duyduğunu unutmayın.Ben bunu bebeğimin babasına verdiği tepkiyle anladım.Hiç görmediği birine nasıl sevgiyle kol uzattığını yaşadım.Ve kimselere gitmeyen kızım yaptı bunu.
  5. Anne karnı dönemi, lohusalık ve bebeklik çok gizemli konular.Allah’ın gücünü hissetmemek mümkün değil.
  6. Bebek büyütürken her ay olan düzenli doktor kontrollerini çok önemseyin.Size tüm bilgileri ve yolu bu kontroller gösterecektir.
  7. Lohusalık ve bebek bakımı düzen ister.Annenin rahatı içinde bu önemlidir.
  8. Bir bebek büyütürken anne de baba da bebeğin sağlığı için en önemli unsurlardır.Tüm bebekler inşallah onları seven bakan koruyan ailelerle büyürler.

LOHUSALIK 2

Hastane günümüz biraz uzun sürdü.

Hemen eve geçmek istemedim.

Orada Hemşire yardımı almış olmam kendimi iyi hissettirmişti.

Fakat siz bana uymayın.Temiz temiz evinize dönün.Hastane ortamı sonuçta ev kadar doğal olmuyor.Tabii ki bu dediğim her şey normal geçen süreçler için.

Eve döndük.

Sezeryan ağrılarım devam ediyordu.

Beden genç diye midir nedir ağrılarım vardı oldukça.Kısacası sezeryandan hiç memnun kalmamıştım.

Ev ortamı bana daha da hüzünlü gelmişti.Kocaman bir ev ve ben ve bebek.

Anneler gene yanımdaydı.

Erkek tarafının akrabaları falan yardıma gelip gidiyordu.

Benim annem de bana bakıyordu.

Düzenli bir şekilde yemeğim geliyor.Süt yapıcı gıdalarla beslenıyordum.

Evde insanın bilinçli yardım edeni olması çok güzel gerçekten.

Annem herşeyi organize edip görev dağılımı yaptı.

Bir anne gündüz bir anne gece bakımında yardımcı olmak için anlaştılar.

Ev akrabalar,misafirler derken bir hareket halindeydi.

Yeni bi ev de yardımcı olacak hanım arkadaş bulmuştuk.

Eşim olmadığı için geceleri de benle kalacak biri.

Bulmaz olaydık.

Kadın hakiki sinir hastası çıktı.

Evin hareketini kaldıramadı ve resmen bize saldırdı.

Azarlamalar üstümüze yürümeler derken evden kaçtı gitti.

Hayatımın şokunu yaşamıştım.

Kendi evimde loğusa halimle resmen saldırıya uğramıştım.

Kadını kayınvalidem bulmuştu.

Nerden bilsin manyak çıkacağını.

Biz söylenince o tuhaf bir şekilde üstüne alındı.

Bam!

Sıkıntılar geliyor.

Gelin kaynanın bulduğu kadını annesi ile beğenmeyince Oglan tarafı üstüne alınıyor sessiz bir şekilde.

Ortam biraz eletrik toplamaya başlıyor.

Annem pek anlamıyor, kendini Alman disiplini ile göreve vermiş.

Ben bu farkındalıklar ve şaşkınlıklar içinde kızımla aramda bağ kurmaya çalışıyorum.

Kızım kesinlikle emmek istemiyor.

Benimde oldukça yoğun sütüm geliyor fakat bebekte tık yok.

Göğüs oldu davul.

Zaten oldukça heybetliydi kendileri.

Muhtemelen yavrum kızım korktu benden.Aman Allah’ım bunlar ne oldu çocuk.

Sonuç göğüs dolu,şiş ağrılı sağamıyoruz da yeterince.

Sağıp bebeğe vermeye çalışıyoruz fakat yeterli olmuyor.

O zaman dolaba koyup dondurma bilinci de yok bilgiside.

Çöp olup dökülüyor sütler.

Derken bir öğlen uykusunda odamda bebekle tektim.

Hafif uykuluyum.Bilincim yarı yerinde gibi.

Acayip bir his geldi içime.

Korku,ve elim kolum kitlendi.

Siyah çarşaflı bir kadın görüm yarı bulanık ,bebeğe baktı sonra geldi üstüme,göğsüme çöktü.

Kimdi dersiniz?

Tabiki evden kaçan o kaçık yardımcının yüzü ile gördüm.

Aman Allah^’hım nasıl bir korkudur bu.

Bana göre uzun saatler fakat gerçekte saliseler içinde bedenim çözüldü ve annemin sesini duydum.

Annem içeri girdi ki ben titriyorum.

Süt Sıtması olmuşum,aşırı ateşden de korkumç bir karabasan görmüşüm.

Üstüne stres, üzüntü, gerginlik de eklenince. Bizim kaçık yardımcımız olmuş bana sıtma kabusu.

Tam  sırada da telefon geldı. Asker eş aramasın mı ?

Arasın tabii.

Ben titreyerek konuşuyorum.Ne olduğunu o an anlamadım tabii.O sesimi duyunca genç delikanlı panik oldu tabii.

Bekleyin bomba geliyor.

Benle konusamayaınca arıyor annesini.

Başlıyor anne karım titriyor ev mi soğuk neden yakmıyorsunuz ısıtıcı demesin mi!!!

Sesimin titremesinden evimizin ısınma sorunu da o zamanlar olduğundan dolayı asker eş durumu buna bağlamış anneyı aramış.

Ne bilsin o sıtmayı,sütü,zehirlenmeyi,koca memelerın acısını.

Bu bilmemesi elbette eve bomba gibi düşeceğinin habri ne onun var ne benim

Eve koşarakm gelen Kayınvalidem hiç ummayacaığımız bir hışımla nasıl askerde ki ğlumu arayıp sana bakmadığımız ima edrsin onu huzursuz edersin.Zaten ne yapsak yaranamıyoruz size demesin mi?

Ne yapsak kısmı kaçan kadını kendisi bukduğu için üstüne alınması,annemin bebeğin hijyeni için aşırı titizlenmesi ve fazla soruları ile bu noktaya gelen sıtmamın üstüne yediğim azar.

Şok olmuştum.

Zaten moralim bozuk.Ezik hissediyorum kocam yanımda yok.Üstüne bu olunca iple koptu tabii.

Ona sıtma olduğumu falan filanı anlattık.

Annem ben gidiyorum moduna girdi.

O yaptığından utandı

Fakat olan gene bana oldu.

Sinirler gerildi, süt verilemedi, bebek emmedi ne beni ne de biberonu.

Ve başladı yemeğen bebek sendromu yaşayan loğusa anne bölümü.

Bu bölümde yaşadıklarım sonucu size önereceğim noktalar;

1)Eve döndüğünüz vakit.Sanki bir fabrikada iş bölümü ayarlar gibi evde yanınızda size yardımcı olacak kişileri organize edin.

Mesela, alışverişi kim yapacak, akşam anne ile kim yatacak, sabah evde mutfak işini ve evin organizasyonunu kimin yapacağı hakkında kişilere uygun şekilde gün ve görev bölümü yapın.

Bir kişi hem gece bebeğe bakıp,hem sabah anne ve eve gelen misafirlerle ilgilenemez.

Misaf,r olmasa bile evin işi oluyor ve saat dinlemeyen küçük adam veya küçük hanım olacak.

Onun hizmeti ertelemeye gelmez, yorgunlukta dinlemez.

E annemize de bakım lazım hele de ilk bebeği ise.

Yapılan iş bölümü ile kimse kimseyle didişmez.

Anneler karşı karşıya gelmez.

Sonuçta nasıl her yiğidin bir yoğurt yiyişi var ise her annenin de kendi düzeni var, ellemeye didişmeye gelmez.

Eğer yardımcı tutmayı düşünüyorsanız bunu doğumdan en 3 ay önce yapın.Birbirinizi tanımanız,alışmanız ve sizin kontrolünüz için daha uygun olacaktır.

Birden tanımadığınız birinin gelip size ve bebeğinize sevgi beslmesini beklemek bu zamanda çok ütopik bir hayal olurdu.

Diyelim ki evde size yardım edecek ne anneler var ne de başka birileri.

İmkanınız var ise profesyonel doğum ve loğusa koçu ıle anlaşabilirsiniz  ya da yardımcı bir hemşire hanımla da olabilir.

Size bebeğin emzirmesinden, tutmaya, yıkanmasına, giyinmesine ve uyku düzenine geçmede yardımcı olacaktır.

Bu yazdıklarımı hiçbirine sahip değilseniz sakın korkmayın.

Aslında yalnızlık da güzeldir.

Siz yeter ki sakin olun ,kendinize güvenin,ve unutmayın ki hayatta hiçbir zorluk kalıcı değildir. Her şey değişir ,geçer, anı olur kalır.

Dertlere, yorgunluğa zihinsel olarak takılmayın.

Zihinsel gücünüz, sağlamlığınız bedenin yarattığı yorgunluluğu yenmenize yardımcı olacaktır.

Hayatta, yaşamda hiçbir nokta, konu, an yoktur ki zihnin kontrolünde olmayan.

Bu süreçte zevk alarak devam edebilmek için sadece kendimize güvenmeye ihtiyacımız var.

Kaçınılmaz olan uykusuzluk, yorgunluk iniş ve çıkışlar bir annenin gücü  sevgisi karşısında nedir ki?

Dip not kahve bu dönemlerde en yakın arkadaşınız olabilir. Doktor kontrolünde kullanabilirsiniz.

Artık bir annesiniz ve yediğiniz, içtiğiniz her şey kontrollü ve uzman birinin onayından geçmiş olmalıdır.

Bir de unutmamanız gereken en önemli nokta hissettiğiniz her duygu son derece normal, herkesin hissettiği ya da hissedemediği ortak duygulardır.

Bu korku olabilir, hassasiyet olabilir, güvensizlik olabilir, çok bilmişlik olabilir, ya da aşırı anneci hisler de olabilir hatta bebeğinize karşı o an bir şeyler hissetmediğiniz zannedip kendinizi dünyanın en kötü annesi zannetmenize sebep olacak her türlü duygu olabilir. Bunların hepsi son derece normal, son derece olağan, ve herkesin yaşadığı hislerdir. Siz yalnız değilsiniz, anormalde değilsiniz, siz harika bir anne olacaksınız sadece kendinize zaman verin ve ruhunuza, benliğinize acımasızca eleştirisel davranmayın.

Bunları belirtikten sonra anlamınızı gerektiren size yardımcı olacak diğer nokta ise;

Size de evde çiçeği burnunda bir anne olarak bazı görevler düşüyor olmasıdır.

Evde ki insanların size yardım için geldiklerini unutmayın.

O dönem evde kendi düzeninizi çok beklemeyin, sinir yapmayın kimseyi de kırmayın.

Bu günler geçecek ve geçen bu günlerin, eşsiz  güzel bir anı bırakmasını istiyorsanız kendi doktorunuzun aslında kendi zihniniz olduğunu unutmayın.

Lohusalık Günlüğü 1

Lohusalık günlüğünü yazmaya karar vermemde ki en önemli sebep yaşadığım tecrübeleri modern bir anne olarak harmanlayıp yeni annelerimizle ve anne adaylarımızla paylaşmak.

Bu konu hakkında ilk yazı benim değil elbette sonuncusu da benimkiler olmayacak.

Farkı nedir diyecek olursanız ,farkı benim hikayem olması.

Herkesin hikayesi kendisine özel ve her hikayeden öğrenilecek nokta bambaşkadır.

Ben üç çocuk annesi olarak üç ayrı doğum sonrası yaşadım ve üç ayrı hamilelik ve üç ayrı bambaşka tecrübe.

Üçü de birbirinden farklıydı.

Elbette üçüncü en rahat olanıydı.

Ben size ilkinden anlatmaya başlayacağım.En tecrübesiz ve en geç olduğum zamanlardan.

Başlayalım o zaman.

2003 yılında anne oldum.

24 yaşındaydım.

Yaşıma göre de oldukça tecrübesizdim.

Bildiğim tek şey yiğenlerimle yaşadıklarımdı.

Onlara baktığım zamanlarda olayı çözdüğümü zannetmemin ne kadar yanlış olduğunu kucağıma kızımı verdiklerinde anladım.

Aman Allah’ım ben ne yaptım dediğim an 19 Şubat 03 tarihidir.

Hayatımın dönüm noktası ve yeni bir perdenin açıldığı gündür.

Elbette o an da bunu bunun bir perde açılışı değil de kapanış olarak düşünüyordum.

Diğer okuduğum annelerin hikayesinin aksine inanılmaz korku içindeydim.

Mutluluk ve annelik duyguları o ara o anlar yanıma bile uğramamıştı.

Kendimi bir başka alemde saldırıya uğramış olarak hissediyordum.

Sezeryan olmuştum.

Öyle uygun görülmüştü.

Doktor başka bir yol önermemiş normal doğumun konusunu bile etmemişti.

Anane ve Babaannemizin de doğum hikayeleri oldukça iç karartıcı olduğu için de zaten normal olan o doğum otomatik olarak bana anormal göründü.

Kısacası sezeryan oldum. Genel anestezi aldım.

Korkunç bir ağrı ile uyandım.

Gözümü bile açmak istemiyordum.

Herkesin sesini duyuyordum fakat gözümü açmak istemiyordum.

Kimse beni sormuyordu.

Kimse benimle ilgilenmiyordu.

Söylenen tek şey uyanmam ve bebeği besleme vaktimin gelmiş olmasıydı.

Tanrım bir rüyada mıydım ? Kabus dolu.

Tüm ailem,sevdiğim değerli arkadaşlarım vardı yanımda.

Fakat asıl olması gereken kişi yoktu.

Ve o yaşta bir genç annenin o anda ihtiyacı olan tek kişi o gibi geliyordu o zamanlar bana.

O kişi Babamızdı.

Yani o güne kadar sevgilim fakat şimdiden sonra baba adında ki kişi.

Yoktu yanımda çünkü askerdeydi.

İzin almayıp erken bitirme niyetinde olduğu için gelememişti.

Gelirsem geri dönemem demişti.Herkes kendini düşünür demek.O da kaçmayı tercih etmişti.

Kaçmıştı ama gene de varlığı, sesi, desteği yanımdaydı.

Ve, bir tek o bana nasılsın, ağrın var mı dayan lütfen demişti.

Elbette onun sesini duyan lohusa anne ben hüngür sümük ağlamıştım.

Arkdaşımı istemişti telefonda ve ona sormuştu nasıl ne zaman geçecek ağrısı.

Şaşkın asker babacık.

Çünkü babalık nedir bilmiyordu daha.

Babalık annelik gibi değil.

Kucağına verilmeden,bir şeyler paylaşmadan anlayamıyorsun.

Hamileliğimde de yoktu sayılır zaten.

Ona baba oldun demişler.

Bir odaya gitmiş,ve bir şeyler hissetmeye çalışmış.

Fakat bir duygu gelmemiş o an.

Düşündüğü tek şey elbette ben olmuşum. Çünkü tanıdığı sevdiği kişi bendim yani o güne kadar öyleydi.

O zamanlar akıllı telefonlar da yok.

Ressim de göderilemiyor.

Bana ellerini sordu bebeğın.Kime benziyor diye.

Ağzı nasıl , burnu nasıl.

O bizim mi şimdi?

Evet bizim.

Fakat ”Biz” olmayı zamanla öğreneceğiz demek isterdim o zamanlar.Bu olgunlukta olabilseydim derdim.

Kısacası ben genç,acemi,bir evin ilk torunu bir evin üçüncü torunu.

Bir evin büyük çocuğu diğer evinde küçük çocuğu olarak yeni bir anneciktim.

Ve sonunda gözümü asker eşimin telefonu ile açtıktan sonra bebeğimi kucağıma verdiler.

Ben şok.

Bebek şok.

Ben ağrılı.

Bebek aç.

Ben emzirmek isterim.

O emmek istemez(Bİngo)

Göğsüm haddinden fazla büyük.

Bebek ise çok minnoş.

Muhtemelen korktu benden.Ne desem ki şimdi düşününce öyle geliyor.

Fakat o zaman diliminde bu şekilde bir olgunluk hali içinde olmadığım için kendimi beceriksiz hissetmeye ve suçlamaya ı dakikada başlamıştım.

Daha önce duyduklarım ve anlatılanların tam tersi bir durum içindeydim.

Yaparsın,yapamazsın ,dene ,pes etme cümle baskıları içinde akşamı ettik.

Gelen giden misafirler de çekildi.

Kaldık başbaşa 2 anne ve ben.

Anneler konusunda oldukça şanslıydım.

İkisi de yardım etmek için yanımdaydı.

Benim annemin üçüncü torunu olduğu için ve ablamlardan dolayı eğitildiğinden daha bilgili sayılabilirdi.

Bir de yapı olarak düzenli ve otoriter yapısının olması da sanki bir Alman öğretmen edasıyla yaklaşıyordu.

Ablamlara yaptığı yardımdan daha fazlası bana verilecekti çünkü ben de benim evimin ufak bebeğiydim.

Eşimin annesi o da çok mutlu pervane fakat daha acemiydi.

Onun ilk torunu ve ben geliniydim.

Oğlu yanımızda yoktu.

Bu durum kesinlikle bir sıkıntı doğuracaktı bu lohusalık sürecinde.

Bu konuları ayrıca yazacağım.Derin mevzular.

Dediğim gibi hastanede kaldık tek başımıza.

Söylemesi ayıp hastane sevgili asker eşimindi.

Bir nevi ev ortamı edasındaydık.Onların ailesi hastaneyi ev olarak görüyordu çünkü.

Akşam Kayınpederimizde bize katıldı.

Doğumda çok ağlamış.Sonradan öğrendim.Annemle karşılıklı ağlamışlar.Gururum okşandı elbette.

Bebek üçünün kucağında ve benim emzirme çabalarım içinde geceyi geçirdik.

İsmini de dedesi koydu kızımın.

İsme bile karar verememiştik yani o kadar olayın ciddiyetinin farkında değilmişiz şimdi anlayabiliyorum.

İlk gece şaşkınlık ve ağrı içinde bitti.

İLK GECE DE NELER ÖĞRENDİK;

1.Doğum sürecinizi önceden planlamanız sizin için uygun olacaktır.

2.Sezeryan mı normal doğum mu derseniz.Normal doğum konusunda çalışın duruma göre zaten yönledirme olacaktır hamilelik sürecinizde.

3.Doğumda genel anestezi benim sevdiğim bir durum olmadı.Tavsiye etmiyorum benim tecrübem bu yönde fakat sizin ki farklı olabilir.

4.İlk gün,ilk anlar korkmanız son derece doğal.O annelik duygusu hemen gelmeyebilir çünkü panik halindesiniz. Acayip anaç duygular içinde de olabilirsiniz, o da çok normal.hangi şekilde hissederseniz hissedin siz mükemmel bir iş çıkardınız.Canınızdan can çıktı ve inşallah beraber uzunca bir hayat paylaşacaksınız.

5.Bebek emme sorunu yaşayabilir.Sütünüz olmasına rağmen.

Bunun için panik olmayın.Sakin olun.Yanınızda göğüs ucu apartlarından bulundurun.Süt sağma makineniz hazır olsun.Yanınızda temiz bir kaşık da olsun.belki kaşıkla beslersiniz hemen biberona alışmaması için.

6.Yanınızda size yardım edecek birileri olsun.İster eşiniz ister ailenizden birisi isterseniz de profesyonel bir doğum bakım koçu.Gece yanınızda birisi olsun.

7.Eşiniz yok ise haklısınız üzücü fakat yanınızda artık gerçek prens veya prenses var .Ve bu sizin sarayınız.

8.Bu muhteşem anları ölümsüzleştirmek için fotoraf çekimi yardımı alın.Doğum anın da saati çekmeyi unutmasın.

9.Çantanız bir ay önceden hazır olsun.İçinde yeterli gecelik,emzirme sütyeni,çamaşır,giyilebilen bez(sizin için),makyaj malzemeniz,tarağınız,diş fırçanız,tokalarınız olsun.Bebek içinde yeterli tulum,bez,omuz bezi,önlük,eldiven,emzirme pedi ve göğüs ucu,pompa,kaşık,mama,süt yapıcı çaylar,emzik,emzik tutacağı,alt değiştirme örtüsü,yan yatması için özel yastık,kırmızı ve sarı tülbent,nazarlık ve altın takma yastığınız hazır olsun.

9.İlk gece; birbirinize kavuşma ve tanışma geceniz.Bunun keyfini çıkartmaya bakın.Hepsi, tüm ağrılar,uykusuzluklar, acemilikler geçecek merak etmeyin.An da kalın sadece ve yapmanız gerekenleri sakince yapın.

Takipte Kalın