Öne çıkan

Jale Sayar

Jale Sayar

Jale Sayar, 1978 doğumlu 3 çocuk annesi evli bir hanımdır.

Yeditepe üniversitesi uluslararası ilişkiler ve siyasal bilim mezunudur.

Çok erken yaşta evlendiği için iş hayatında profesyonel anlamda olamamıştır.

Profesyonel anlamda sadece özel bir hastanede 5 yıl genel müdürlük yapmıştır.

Üçüncü çocuğunu doğurduktan sonra hep istediği kişisel gelişim eğitimlerine gitmeye başlayıp,yaşam koçluğu,öğrenci koçluğu,NLP eğitimci eğitimlerini tamamlarken yoga ile tanışmış ve bu tanışmayı 2012 yılında eğitimlere başlayıp 2014 yılında da resmi yoga eğitmeni olmuştur.

Çocuk Gelişimi ikinci üniversite bölümünde okumaktadır.

Bu eğitim ve araştırmalarını ilk önce kendi içinde harmanlamaya çalıştığı için diğer yeni hocalar gibi hemen özel derslere başlamamıştır.

Bu zaman diliminde tasavvufla karşılaşıp, tasavvuf bilinci ve yogayı kendi içinde harmanlayıp gerçek hayatına uyarlamaya çalışan bir annedir.

Jale Sayar bir kadın,bir anne,bir eş ve kendi yolculuğunda hikayeler biriktiren bir nefestir.

Bu ruh yazmayı,paylaşmayı görünenin arkasındakini görmeyi kendine ışık edinmiş amatör bir yazardır.

Ve bunu okuyan siz onun dünyasına hoş geldiniz…

LOHUSALIK 2

Hastane günümüz biraz uzun sürdü.

Hemen eve geçmek istemedim.

Orada Hemşire yardımı almış olmam kendimi iyi hissettirmişti.

Fakat siz bana uymayın.Temiz temiz evinize dönün.Hastane ortamı sonuçta ev kadar doğal olmuyor.Tabii ki bu dediğim her şey normal geçen süreçler için.

Eve döndük.

Sezeryan ağrılarım devam ediyordu.

Beden genç diye midir nedir ağrılarım vardı oldukça.Kısacası sezeryandan hiç memnun kalmamıştım.

Ev ortamı bana daha da hüzünlü gelmişti.Kocaman bir ev ve ben ve bebek.

Anneler gene yanımdaydı.

Erkek tarafının akrabaları falan yardıma gelip gidiyordu.

Benim annem de bana bakıyordu.

Düzenli bir şekilde yemeğim geliyor.Süt yapıcı gıdalarla beslenıyordum.

Evde insanın bilinçli yardım edeni olması çok güzel gerçekten.

Annem herşeyi organize edip görev dağılımı yaptı.

Bir anne gündüz bir anne gece bakımında yardımcı olmak için anlaştılar.

Ev akrabalar,misafirler derken bir hareket halindeydi.

Yeni bi ev de yardımcı olacak hanım arkadaş bulmuştuk.

Eşim olmadığı için geceleri de benle kalacak biri.

Bulmaz olaydık.

Kadın hakiki sinir hastası çıktı.

Evin hareketini kaldıramadı ve resmen bize saldırdı.

Azarlamalar üstümüze yürümeler derken evden kaçtı gitti.

Hayatımın şokunu yaşamıştım.

Kendi evimde loğusa halimle resmen saldırıya uğramıştım.

Kadını kayınvalidem bulmuştu.

Nerden bilsin manyak çıkacağını.

Biz söylenince o tuhaf bir şekilde üstüne alındı.

Bam!

Sıkıntılar geliyor.

Gelin kaynanın bulduğu kadını annesi ile beğenmeyince Oglan tarafı üstüne alınıyor sessiz bir şekilde.

Ortam biraz eletrik toplamaya başlıyor.

Annem pek anlamıyor, kendini Alman disiplini ile göreve vermiş.

Ben bu farkındalıklar ve şaşkınlıklar içinde kızımla aramda bağ kurmaya çalışıyorum.

Kızım kesinlikle emmek istemiyor.

Benimde oldukça yoğun sütüm geliyor fakat bebekte tık yok.

Göğüs oldu davul.

Zaten oldukça heybetliydi kendileri.

Muhtemelen yavrum kızım korktu benden.Aman Allah’ım bunlar ne oldu çocuk.

Sonuç göğüs dolu,şiş ağrılı sağamıyoruz da yeterince.

Sağıp bebeğe vermeye çalışıyoruz fakat yeterli olmuyor.

O zaman dolaba koyup dondurma bilinci de yok bilgiside.

Çöp olup dökülüyor sütler.

Derken bir öğlen uykusunda odamda bebekle tektim.

Hafif uykuluyum.Bilincim yarı yerinde gibi.

Acayip bir his geldi içime.

Korku,ve elim kolum kitlendi.

Siyah çarşaflı bir kadın görüm yarı bulanık ,bebeğe baktı sonra geldi üstüme,göğsüme çöktü.

Kimdi dersiniz?

Tabiki evden kaçan o kaçık yardımcının yüzü ile gördüm.

Aman Allah^’hım nasıl bir korkudur bu.

Bana göre uzun saatler fakat gerçekte saliseler içinde bedenim çözüldü ve annemin sesini duydum.

Annem içeri girdi ki ben titriyorum.

Süt Sıtması olmuşum,aşırı ateşden de korkumç bir karabasan görmüşüm.

Üstüne stres, üzüntü, gerginlik de eklenince. Bizim kaçık yardımcımız olmuş bana sıtma kabusu.

Tam  sırada da telefon geldı. Asker eş aramasın mı ?

Arasın tabii.

Ben titreyerek konuşuyorum.Ne olduğunu o an anlamadım tabii.O sesimi duyunca genç delikanlı panik oldu tabii.

Bekleyin bomba geliyor.

Benle konusamayaınca arıyor annesini.

Başlıyor anne karım titriyor ev mi soğuk neden yakmıyorsunuz ısıtıcı demesin mi!!!

Sesimin titremesinden evimizin ısınma sorunu da o zamanlar olduğundan dolayı asker eş durumu buna bağlamış anneyı aramış.

Ne bilsin o sıtmayı,sütü,zehirlenmeyi,koca memelerın acısını.

Bu bilmemesi elbette eve bomba gibi düşeceğinin habri ne onun var ne benim

Eve koşarakm gelen Kayınvalidem hiç ummayacaığımız bir hışımla nasıl askerde ki ğlumu arayıp sana bakmadığımız ima edrsin onu huzursuz edersin.Zaten ne yapsak yaranamıyoruz size demesin mi?

Ne yapsak kısmı kaçan kadını kendisi bukduğu için üstüne alınması,annemin bebeğin hijyeni için aşırı titizlenmesi ve fazla soruları ile bu noktaya gelen sıtmamın üstüne yediğim azar.

Şok olmuştum.

Zaten moralim bozuk.Ezik hissediyorum kocam yanımda yok.Üstüne bu olunca iple koptu tabii.

Ona sıtma olduğumu falan filanı anlattık.

Annem ben gidiyorum moduna girdi.

O yaptığından utandı

Fakat olan gene bana oldu.

Sinirler gerildi, süt verilemedi, bebek emmedi ne beni ne de biberonu.

Ve başladı yemeğen bebek sendromu yaşayan loğusa anne bölümü.

Bu bölümde yaşadıklarım sonucu size önereceğim noktalar;

1)Eve döndüğünüz vakit.Sanki bir fabrikada iş bölümü ayarlar gibi evde yanınızda size yardımcı olacak kişileri organize edin.

Mesela, alışverişi kim yapacak, akşam anne ile kim yatacak, sabah evde mutfak işini ve evin organizasyonunu kimin yapacağı hakkında kişilere uygun şekilde gün ve görev bölümü yapın.

Bir kişi hem gece bebeğe bakıp,hem sabah anne ve eve gelen misafirlerle ilgilenemez.

Misaf,r olmasa bile evin işi oluyor ve saat dinlemeyen küçük adam veya küçük hanım olacak.

Onun hizmeti ertelemeye gelmez, yorgunlukta dinlemez.

E annemize de bakım lazım hele de ilk bebeği ise.

Yapılan iş bölümü ile kimse kimseyle didişmez.

Anneler karşı karşıya gelmez.

Sonuçta nasıl her yiğidin bir yoğurt yiyişi var ise her annenin de kendi düzeni var, ellemeye didişmeye gelmez.

Eğer yardımcı tutmayı düşünüyorsanız bunu doğumdan en 3 ay önce yapın.Birbirinizi tanımanız,alışmanız ve sizin kontrolünüz için daha uygun olacaktır.

Birden tanımadığınız birinin gelip size ve bebeğinize sevgi beslmesini beklemek bu zamanda çok ütopik bir hayal olurdu.

Diyelim ki evde size yardım edecek ne anneler var ne de başka birileri.

İmkanınız var ise profesyonel doğum ve loğusa koçu ıle anlaşabilirsiniz  ya da yardımcı bir hemşire hanımla da olabilir.

Size bebeğin emzirmesinden, tutmaya, yıkanmasına, giyinmesine ve uyku düzenine geçmede yardımcı olacaktır.

Bu yazdıklarımı hiçbirine sahip değilseniz sakın korkmayın.

Aslında yalnızlık da güzeldir.

Siz yeter ki sakin olun ,kendinize güvenin,ve unutmayın ki hayatta hiçbir zorluk kalıcı değildir. Her şey değişir ,geçer, anı olur kalır.

Dertlere, yorgunluğa zihinsel olarak takılmayın.

Zihinsel gücünüz, sağlamlığınız bedenin yarattığı yorgunluluğu yenmenize yardımcı olacaktır.

Hayatta, yaşamda hiçbir nokta, konu, an yoktur ki zihnin kontrolünde olmayan.

Bu süreçte zevk alarak devam edebilmek için sadece kendimize güvenmeye ihtiyacımız var.

Kaçınılmaz olan uykusuzluk, yorgunluk iniş ve çıkışlar bir annenin gücü  sevgisi karşısında nedir ki?

Dip not kahve bu dönemlerde en yakın arkadaşınız olabilir. Doktor kontrolünde kullanabilirsiniz.

Artık bir annesiniz ve yediğiniz, içtiğiniz her şey kontrollü ve uzman birinin onayından geçmiş olmalıdır.

Bir de unutmamanız gereken en önemli nokta hissettiğiniz her duygu son derece normal, herkesin hissettiği ya da hissedemediği ortak duygulardır.

Bu korku olabilir, hassasiyet olabilir, güvensizlik olabilir, çok bilmişlik olabilir, ya da aşırı anneci hisler de olabilir hatta bebeğinize karşı o an bir şeyler hissetmediğiniz zannedip kendinizi dünyanın en kötü annesi zannetmenize sebep olacak her türlü duygu olabilir. Bunların hepsi son derece normal, son derece olağan, ve herkesin yaşadığı hislerdir. Siz yalnız değilsiniz, anormalde değilsiniz, siz harika bir anne olacaksınız sadece kendinize zaman verin ve ruhunuza, benliğinize acımasızca eleştirisel davranmayın.

Bunları belirtikten sonra anlamınızı gerektiren size yardımcı olacak diğer nokta ise;

Size de evde çiçeği burnunda bir anne olarak bazı görevler düşüyor olmasıdır.

Evde ki insanların size yardım için geldiklerini unutmayın.

O dönem evde kendi düzeninizi çok beklemeyin, sinir yapmayın kimseyi de kırmayın.

Bu günler geçecek ve geçen bu günlerin, eşsiz  güzel bir anı bırakmasını istiyorsanız kendi doktorunuzun aslında kendi zihniniz olduğunu unutmayın.

Lohusalık Günlüğü 1

Lohusalık günlüğünü yazmaya karar vermemde ki en önemli sebep yaşadığım tecrübeleri modern bir anne olarak harmanlayıp yeni annelerimizle ve anne adaylarımızla paylaşmak.

Bu konu hakkında ilk yazı benim değil elbette sonuncusu da benimkiler olmayacak.

Farkı nedir diyecek olursanız ,farkı benim hikayem olması.

Herkesin hikayesi kendisine özel ve her hikayeden öğrenilecek nokta bambaşkadır.

Ben üç çocuk annesi olarak üç ayrı doğum sonrası yaşadım ve üç ayrı hamilelik ve üç ayrı bambaşka tecrübe.

Üçü de birbirinden farklıydı.

Elbette üçüncü en rahat olanıydı.

Ben size ilkinden anlatmaya başlayacağım.En tecrübesiz ve en geç olduğum zamanlardan.

Başlayalım o zaman.

2003 yılında anne oldum.

24 yaşındaydım.

Yaşıma göre de oldukça tecrübesizdim.

Bildiğim tek şey yiğenlerimle yaşadıklarımdı.

Onlara baktığım zamanlarda olayı çözdüğümü zannetmemin ne kadar yanlış olduğunu kucağıma kızımı verdiklerinde anladım.

Aman Allah’ım ben ne yaptım dediğim an 19 Şubat 03 tarihidir.

Hayatımın dönüm noktası ve yeni bir perdenin açıldığı gündür.

Elbette o an da bunu bunun bir perde açılışı değil de kapanış olarak düşünüyordum.

Diğer okuduğum annelerin hikayesinin aksine inanılmaz korku içindeydim.

Mutluluk ve annelik duyguları o ara o anlar yanıma bile uğramamıştı.

Kendimi bir başka alemde saldırıya uğramış olarak hissediyordum.

Sezeryan olmuştum.

Öyle uygun görülmüştü.

Doktor başka bir yol önermemiş normal doğumun konusunu bile etmemişti.

Anane ve Babaannemizin de doğum hikayeleri oldukça iç karartıcı olduğu için de zaten normal olan o doğum otomatik olarak bana anormal göründü.

Kısacası sezeryan oldum. Genel anestezi aldım.

Korkunç bir ağrı ile uyandım.

Gözümü bile açmak istemiyordum.

Herkesin sesini duyuyordum fakat gözümü açmak istemiyordum.

Kimse beni sormuyordu.

Kimse benimle ilgilenmiyordu.

Söylenen tek şey uyanmam ve bebeği besleme vaktimin gelmiş olmasıydı.

Tanrım bir rüyada mıydım ? Kabus dolu.

Tüm ailem,sevdiğim değerli arkadaşlarım vardı yanımda.

Fakat asıl olması gereken kişi yoktu.

Ve o yaşta bir genç annenin o anda ihtiyacı olan tek kişi o gibi geliyordu o zamanlar bana.

O kişi Babamızdı.

Yani o güne kadar sevgilim fakat şimdiden sonra baba adında ki kişi.

Yoktu yanımda çünkü askerdeydi.

İzin almayıp erken bitirme niyetinde olduğu için gelememişti.

Gelirsem geri dönemem demişti.Herkes kendini düşünür demek.O da kaçmayı tercih etmişti.

Kaçmıştı ama gene de varlığı, sesi, desteği yanımdaydı.

Ve, bir tek o bana nasılsın, ağrın var mı dayan lütfen demişti.

Elbette onun sesini duyan lohusa anne ben hüngür sümük ağlamıştım.

Arkdaşımı istemişti telefonda ve ona sormuştu nasıl ne zaman geçecek ağrısı.

Şaşkın asker babacık.

Çünkü babalık nedir bilmiyordu daha.

Babalık annelik gibi değil.

Kucağına verilmeden,bir şeyler paylaşmadan anlayamıyorsun.

Hamileliğimde de yoktu sayılır zaten.

Ona baba oldun demişler.

Bir odaya gitmiş,ve bir şeyler hissetmeye çalışmış.

Fakat bir duygu gelmemiş o an.

Düşündüğü tek şey elbette ben olmuşum. Çünkü tanıdığı sevdiği kişi bendim yani o güne kadar öyleydi.

O zamanlar akıllı telefonlar da yok.

Ressim de göderilemiyor.

Bana ellerini sordu bebeğın.Kime benziyor diye.

Ağzı nasıl , burnu nasıl.

O bizim mi şimdi?

Evet bizim.

Fakat ”Biz” olmayı zamanla öğreneceğiz demek isterdim o zamanlar.Bu olgunlukta olabilseydim derdim.

Kısacası ben genç,acemi,bir evin ilk torunu bir evin üçüncü torunu.

Bir evin büyük çocuğu diğer evinde küçük çocuğu olarak yeni bir anneciktim.

Ve sonunda gözümü asker eşimin telefonu ile açtıktan sonra bebeğimi kucağıma verdiler.

Ben şok.

Bebek şok.

Ben ağrılı.

Bebek aç.

Ben emzirmek isterim.

O emmek istemez(Bİngo)

Göğsüm haddinden fazla büyük.

Bebek ise çok minnoş.

Muhtemelen korktu benden.Ne desem ki şimdi düşününce öyle geliyor.

Fakat o zaman diliminde bu şekilde bir olgunluk hali içinde olmadığım için kendimi beceriksiz hissetmeye ve suçlamaya ı dakikada başlamıştım.

Daha önce duyduklarım ve anlatılanların tam tersi bir durum içindeydim.

Yaparsın,yapamazsın ,dene ,pes etme cümle baskıları içinde akşamı ettik.

Gelen giden misafirler de çekildi.

Kaldık başbaşa 2 anne ve ben.

Anneler konusunda oldukça şanslıydım.

İkisi de yardım etmek için yanımdaydı.

Benim annemin üçüncü torunu olduğu için ve ablamlardan dolayı eğitildiğinden daha bilgili sayılabilirdi.

Bir de yapı olarak düzenli ve otoriter yapısının olması da sanki bir Alman öğretmen edasıyla yaklaşıyordu.

Ablamlara yaptığı yardımdan daha fazlası bana verilecekti çünkü ben de benim evimin ufak bebeğiydim.

Eşimin annesi o da çok mutlu pervane fakat daha acemiydi.

Onun ilk torunu ve ben geliniydim.

Oğlu yanımızda yoktu.

Bu durum kesinlikle bir sıkıntı doğuracaktı bu lohusalık sürecinde.

Bu konuları ayrıca yazacağım.Derin mevzular.

Dediğim gibi hastanede kaldık tek başımıza.

Söylemesi ayıp hastane sevgili asker eşimindi.

Bir nevi ev ortamı edasındaydık.Onların ailesi hastaneyi ev olarak görüyordu çünkü.

Akşam Kayınpederimizde bize katıldı.

Doğumda çok ağlamış.Sonradan öğrendim.Annemle karşılıklı ağlamışlar.Gururum okşandı elbette.

Bebek üçünün kucağında ve benim emzirme çabalarım içinde geceyi geçirdik.

İsmini de dedesi koydu kızımın.

İsme bile karar verememiştik yani o kadar olayın ciddiyetinin farkında değilmişiz şimdi anlayabiliyorum.

İlk gece şaşkınlık ve ağrı içinde bitti.

İLK GECE DE NELER ÖĞRENDİK;

1.Doğum sürecinizi önceden planlamanız sizin için uygun olacaktır.

2.Sezeryan mı normal doğum mu derseniz.Normal doğum konusunda çalışın duruma göre zaten yönledirme olacaktır hamilelik sürecinizde.

3.Doğumda genel anestezi benim sevdiğim bir durum olmadı.Tavsiye etmiyorum benim tecrübem bu yönde fakat sizin ki farklı olabilir.

4.İlk gün,ilk anlar korkmanız son derece doğal.O annelik duygusu hemen gelmeyebilir çünkü panik halindesiniz. Acayip anaç duygular içinde de olabilirsiniz, o da çok normal.hangi şekilde hissederseniz hissedin siz mükemmel bir iş çıkardınız.Canınızdan can çıktı ve inşallah beraber uzunca bir hayat paylaşacaksınız.

5.Bebek emme sorunu yaşayabilir.Sütünüz olmasına rağmen.

Bunun için panik olmayın.Sakin olun.Yanınızda göğüs ucu apartlarından bulundurun.Süt sağma makineniz hazır olsun.Yanınızda temiz bir kaşık da olsun.belki kaşıkla beslersiniz hemen biberona alışmaması için.

6.Yanınızda size yardım edecek birileri olsun.İster eşiniz ister ailenizden birisi isterseniz de profesyonel bir doğum bakım koçu.Gece yanınızda birisi olsun.

7.Eşiniz yok ise haklısınız üzücü fakat yanınızda artık gerçek prens veya prenses var .Ve bu sizin sarayınız.

8.Bu muhteşem anları ölümsüzleştirmek için fotoraf çekimi yardımı alın.Doğum anın da saati çekmeyi unutmasın.

9.Çantanız bir ay önceden hazır olsun.İçinde yeterli gecelik,emzirme sütyeni,çamaşır,giyilebilen bez(sizin için),makyaj malzemeniz,tarağınız,diş fırçanız,tokalarınız olsun.Bebek içinde yeterli tulum,bez,omuz bezi,önlük,eldiven,emzirme pedi ve göğüs ucu,pompa,kaşık,mama,süt yapıcı çaylar,emzik,emzik tutacağı,alt değiştirme örtüsü,yan yatması için özel yastık,kırmızı ve sarı tülbent,nazarlık ve altın takma yastığınız hazır olsun.

9.İlk gece; birbirinize kavuşma ve tanışma geceniz.Bunun keyfini çıkartmaya bakın.Hepsi, tüm ağrılar,uykusuzluklar, acemilikler geçecek merak etmeyin.An da kalın sadece ve yapmanız gerekenleri sakince yapın.

Takipte Kalın